Forex piyasasının mahzurları şöyledir:

– Yatırılan paranın dört yüz katı alım-satım gerçekleştirilebilmesi konusu ise; sarf akdinde (altın, gümüş, döviz, TL vb. para cinsinden olan şeylerin birbirleriyle değiştirilmesinde/satılmasında bedellerin peşin olması gerektiğinden hareketle, bedellerden birinin veresiye olması halinde yapılan işlemi faize dönüştüreceğinden, sadece yatırılan para kadar alım-satım gerçekleştirilmelidir. Yani kişi bin dolarlık bir hesabı varsa bundan daha fazlası ile işlem yapamaz. Aksi takdirde bu işlemde faiz endişesi söz konusu olacaktır. Faizin her çeşidi ise dinimizde haramdır.

– Forex piyasasında işlem yapmanın caiz olmamasının nedeni sadece kaldıraç sisteminin mevcut olması da değildir. Zira bu tür piyasalar uluslararası yabancı para birimlerinin, altın, platin ve petrol gibi çeşitli değerli madenlerin birbirleriyle anlık değişildiği ve anlık dalgalanmalardan para kazanılan bir piyasadır. Para değişimlerinde de Hz. Peygamber, “veresiye ile veresiyenin mübadelesini yasaklamıştır” (Suyuti, el-Camiu’s-Sağir, 6/330. Hadis No:9470). Bu itibarla, mali mübadelelerde bedellerden en az birinin peşin olması, diğer bedelin de ödeme gününün tesbit edilmesi gerekir. Bedellerden her ikisinin de veresiye olması caiz olmaz. Bu hususta ulema icma etmiştir (görüş birliğine varmıştır). Buna göre forex piyasasında kaldıraç olsun veya olmasın döviz alım-satımı caiz değildir. Çünkü forex piyasasında alış veriş yapıldığı anda teslim ve tesellüm gerçekleşmemektedir. Halbuki dinimize göre altın, döviz ve hisse senedi türünden değerlerin gelecekte teslim alınması ve bedellerinin de gelecekte teslim edilmesi şeklinde bir akit caiz değildir. Bu tür bir akit üzerinden yapılacak olan diğer işlemler de caiz değildir.(Diyanet İşleri Başkanlığı)

Özetle:

– Bilgisayar ortamında alış-veriş işlemi yapmak caizdir.

– Bu işlem şayet bir döviz alım-satımı ise, döviz alım satımının peşin olması durumunda caizdir.

– Şirketten faizsiz borç alınabilir. Ve bununla yine döviz alım satımı yapılabilir, vekalet yoluyla yaptırılabilir. Ancak, eğer bu alınan borç, ta baştan itibaren taraflardan birine veya her ikisine bir menfaat sağlamayı da amaçlıyorsa, bu muamele faiz olacağından haramdır. Çünkü bir hadiste “Herhangi bir menfaat sağlayan borç akdi bir çeşit faizdir” (Suyutî, el-Camiu`s-Sağlır, 2/94) denilmektedir.

Konuyla iligli Diyanet İşleri Başkanlığının verdiği cevap şöyledir:

Kuşkusuz, para cinsinden olan şeylerin birbirleriyle değiştirilmesinde (sarf akdinde, alınıp satılmasında) bedellerin peşin olması gerekir. Bedellerden birinin veresiye olması, yapılan işlemi faize dönüştürür. Buna göre dolar ve euro gibi yabancı paraların vade farkı uygulanmasa bile veresiye olarak satılması caiz değildir. Paranın ödünç alınıp verilmesinde ise faiz cereyan etmez.

Hz. Peygamber, “veresiye ile veresiyenin mübadelesini yasaklamıştır” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, 6/330. Hadis No:9470. Hâkim’in Müstedrek’ine, Beyhâki’nin Sünen’ine atfen). Bu itibarla, mali mübadelelerde bedellerden en az birinin peşin olması, diğer bedelin de ödeme gününün tesbit edilmesi gerekir. Bedellerden her ikisinin de veresiye olması caiz olmaz. Bu hususta ulema icmâ etmiştir (görüş birliğine varmıştır).

Yukarıda izah ettiğiniz işlemler alın terine dayanmadığı, garar /aldatma içerdiği, tamamı elde olmayan bir parayla alışveriş yapıldığı ve spekülasyonlara açık olduğu için caiz değildir.

 

Kaynak: https://sorularlaislamiyet.com/forex-sistemi-ile-kazanilan-para-helal-mi-forex-ile-ilgili-bir-soruya-vermis-oldugunuz-cevabi-okudum